Toplumumuzda maalesef İsevilik (Hıristiyanlık) hakkında birçok yanlış bilgi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de İncil'in bozulduğu veya değiştirildiği iddiasıdır.

 

Bu iddiadan kısaca bahsedelim:

"M.S. 326 yılında toplanan İznik Konseyi'nde İncil değiştirildi, yüzlerce İncil nüshası arasından dört tanesi seçilip diğerleri yakıldı, İmparator Konstantin İncil'e kendi adını yazdırdı" gibi iddiaları, hiç bir kanıt niteliği taşımayan tarihsel bir belge olmadığı halde, duymak mümkündür.

 

İddialar kısaca bunlardan ibarettir. Şimdi bu iddianın aksini ispatlayan kanıtlara değinmeden önce İznik Konseyi'nde ne olup bittiğinden bahsedeceğiz.

Bu dönemde Arius isminde İsa Mesih'in kimliği hakkında sapkın öğretiler yayan bir kişi vardı. Bu kişinin öğretileri gerçektende alışılmışın dışındaydı. Arius, İsa Mesih'in elçilerinin öğretilerine uygun konular öğretmiyordu. İşte İznik Konseyi Arius'un yaydığı sapkın öğretilere karşı kilisenin saflığını korumak için toplanmıştı.

İznik Konseyi hakkında akılda kalması gereken önemli nokta, İncil’i değiştirmek için değil Arius’un öğretişlerini değerlendirmek için toplanmasıdır. “Arius, İskenderiye’deki on iki kilise bölgesinden biri olan Baucalis’ten sorumlu deneyimli bir kilise önderiydi… Yaklaşık 318 yılında piskopos Alksandrosla ters düştü. Arius sadece Baba’nın gerçek Tanrı olduğunu, Oğul’un özde Baba’dan farklı olduğunu iddia ediyordu… Sonunda imparator bölünmeyi önlemek umuduyla konseyi Nicomedia yakınındaki İznik’te topladı…” Konseyin toplanış amacı budur.

 

İlk olarak şunu bilmemiz gerekli, tarihte herhangi bir dönemde yapılmış resmi bir toplantı ya da önemi büyük, konsey dediğimiz evrensel bir toplantı hakkında sağlıklı bilgi edinebilmemiz için o dönemde yaşamış tarihçilerin kitaplarını ve yapılmış olan toplantının ortaya koyduğu sonuç bildirgesini incelemeliyiz. İznik Konseyi tarihsel bir olay olduğu için bu konsey hakkında sağlıklı bilgi edinmek amacıyla tarih biliminin izlediği yöntemleri izleyeceğiz.

 

İlk olarak gerçekten iyi birer kanıt niteliği taşıyan, İznik Konseyi'nin yapıldığı yıllarda ki tarihsel metinleri inceleyeceğiz. İznik Konseyi ile ilgili bilinen tarihi kaynaklar o konseye katılan ve orada konuşmaları kaydeden Evstatyus, Atanas ve Evsebyus'un eserleridir.

 

İznik Konseyi’nde İncil ile ilgili çalışma yapılmadığını doğrulayan kaynaklar: Antakyalı Evstatyus'un bir eseri, Atanas'ın "İznik Konseyi'nin Kararları" adlı eseri (İ.S. 350 ile 354 yılları arasında yazmıştır), 369 yılında Kuzey Afrikalı dini liderlere yazdığı bir mektup ve Sezariyeli Evsebyus'un 325 yılında yazdığı mektuptan oluşmaktadır. Aynı şekilde İznik Konseyi Sonuç Bildirgesi'ni incelediğimizde de İncil ile ilgili bir tanım görmüyoruz.

 

Şimdi ise elimizdeki İncil'in değiştirilmemiş sağlam ve güvenilir olduğuna inanmamızı sağlayan, İznik Konseyi'nin yapıldığı tarihten çok önce yazılmış olan İncil nüshalarından bahsedeceğiz.

  • 1920 yılından beri İngiltere Manchester kentinin John Rylands Üniversitesi Kütüphanesi, Yeni Antlaşma’nın şimdiye kadar bulunan en eski kopyasının bir parçasına sahiptir. Bu parça, İ.S. 130-140 yıllarına aittir.
  • İsviçre’nin Cenevre kentine yakın olan Bodmer Kütüphanesi’nde çok değerli bir koleksiyon vardır. Bu koleksiyon Yeni Antlaşma (incil) yazarlarının İ.S. 250-300 yıllarına ait olan iki eski kopyasını da içermektedir
  • Yeni Antlaşma’nın ilginç bir el yazması nüshası 1933 yılında Fırat nehrinde, Salihiye’deki kazılar esnasında bulunmuştur. İ.S. 235 yıllarına ait olan bu nüsha, Grekçe İncil’in küçük bir parçasıdır

Görüldüğü üzere İncil'in değiştirildiği söylenen 326 yılından daha eski dönemlere ait İncil nüshaları müzelerde sergilenmektedir.

Fakat bu kaynakların yanında İnsanlık tarihi adına 20 yy. en büyük arkeolojik keşiflerinden Ölü Deniz Tomarları vardır. Bu tomarlar İsa'dan önce 150 yılları ile İsa'dan sonra 70 yılları arasında yazılmış Kutsal Yazı metinleridir. Bu kaynaklar ise inanç ibadet ve uygulamalarımızda kullandığımız Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma Bölümünün yani Tevrat ve Zebur'un, değiştirilmediğini ve bugün elimizdekiyle aynı olduğunun tarihsel bir ispatıdır.

 

Tek başına bile bu kaynaklar elimizdeki İncil'in güvenilir olduğuna dair iyi birer kanıttır. Ayrıca tahribat iddialarının asılsız olduğunu ispatlayan çok önemli bir mantıksal gerçeği sizlere göstermek istiyoruz.

M.S. 326 yılında İncil'in değiştirilmesi imkânsızdı. Çünkü bu dönemde İncil gerçekten çok geniş topraklara yayılmıştı. Mezopotamya'da, Orta Doğuda, Anadolu'da, Kuzey Afrika'da, Güney Avrupa'da ve Orta Avrupa'da kiliseler vardı ve 2. Yüzyılın sonuna kadar başka dillere çevrildi (Süryanice, Kıptî ve Latince).

 

İznik Konseyi’nden çok daha önceki yüzyıllarda yaşamış olan Hıristiyan yazarların yazdığı metinlerden örneklere baktığımızda elimizde bulunan İncil’in ne kadar güvenilir olduğunu da görüyoruz. Kilise Babaları (İncil’de bahsi geçen havarilerin yaşadığı dönem ve İznik Konseyi'nin yapıldığı dönem arasında yaşayan ve o dönemde ki Hıristiyan kilisenin nüfuzlu teolog ve yazarları; Romalı Klemens, Antakyalı Ignatius ve İzmir’de yaşayan Polycarp vb.) vaazlarında ve eserlerde İncil’den sık sık alıntılar yaptılar. Yani elimizde hiç bir İncil elyazması ve çeviri olmasa dahi sadece Kilise Babaları'nın eserlerinde alıntıladıkları İncil ayetleri ile bütün İncil'i oluşturmak mümkündür.

 

Sevgili okuyucumuz, kısaca özetlemek gerekirse; İncil'in değiştirildiğine dair tarihte geçerli bir kanıt yoktur; ama elimizdeki İncil'in güvenilir olduğunu, günümüze dek değişmeden ve bozulmadan geldiğini doğrulayan birçok kanıt mevcuttur.

Değerli okuyucumuz son olarak, sizi tüm önyargılardan ve de yanlış bilgilerden uzak bir şekilde tüm evreni yaratan Var Olan, Var Olacak Olan tek mükemmel yaratıcıya giden yolu samimi bir şekilde aramaya davet ediyoruz.

Tanrı'nın Lütfu Sizinle Olsun!

Kaynakça

F.F. Bruce-Elimizdeki İncil Sağlamdır-Müjde Yayıncılık

İskender Cedid-Tevrat, Zebur ve İncil'in Değişmezliği

 

Size göre aşağıdakiler kime ait olabilir?...

  • Tüm zamanların en iyi kişisi?
  • En büyük lider?
  • En büyük öğretmen?
  • İnsanlık için en iyi şeyi yapmış olan?
  • Şu ana dek en kutsal yaşamış olan kişi?

Dünyanın herhangi bir yerine gidin. Herhangi bir dinden biriyle konuşun. Dinlerine ne kadar bağlı olurlarsa olsunlar, tarih hakkında bilgileri varsa, Nasıralı İsa gibi tarihte başka birinin olmadığını söyleyeceklerdir. Tüm zamanların en özel kişisidir.

İsa tarihin yönünü değiştirdir. Hatta bugün okuduğunuz gazete, İsa'nın dünyada 2,000 yıl önce yaşadığı gerçeğinin tanıklığını yapacaktır. İ.Ö.'nün veya M.Ö.'nin anlamı "İsa'dan Önce"dir.

GELİŞİ ÖNCEDEN BİLDİRİLDİ

İsa'nın doğumundan yüzlerce yıl önce, Kutsal Yazıların kayıtlarına göre İsrail'deki peygamberlerin O'nun gelişine ilişkin ön bildiri de bulunmuşlardır. 1,500 yıldan fazla dönem içinde çok sayıda yazar tarafından kaleme alınan Eski Antlaşma (Tevrat, Zebur ve İncil), O'nun gelişini açıklayan 300'den fazla peygamberliği barındırmaktadır. O'nun mucizevi doğuşu, günahsız yaşamı,yaptığı birçok mucizeler, O'nun ölümü ve dirilişi detaylarının tümü gerçeğe dönüştü.

İsa'nın sürdürdüğü yaşam,yaptığı mucizler, O'nun sözleri, çarmıhtaki ölümü, dirilişi ve göğe alınışı - tüm bu gerçekler O'nun sadece bir insan olmadığını, insandan daha da ötesi olduğunu işaret etmektedir. İsa şunu söyledi, "Ben ve Baba biriz" (Yuhanna 10:30), "Beni görmüş olan, Baba'yı görmüştür." (Yuhanna 14:9), ve "Yol, gerçek ve yaşam ben'im; benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez." (Yuhanna 14:6).

 

ONUN YAŞAMI ve MESAJI DEĞİŞİME NEDEN OLDU

Nasıralı İsa'nın yaşamına ve etkisine bakın. Mesih ve O'nun mesajı tarih boyunca daima insanların yaşamlarında ve ülkelerinde büyük değişimlere neden olmuştur. O'nun öğretişi ve etkisi nereye gittiyse, evliliğin kutsallığı, kadın hakları ve sesler' topluluk tarafından tanınmış;yüksek eğitim okulları ve üniversiteleri kurulmuş ; çocukları koruyan yasalar çıkartılmış; kölelik feshedilmiş; ve insanlık adına sayısız değişiklikler yapılmıştır. Kişisel yaşamdan inanılmaz değişikliklere uğramıştır. Örneğin, ünlü general ve edebi deha Lew Wallace, ateist olarak biliniyordu. İki yıl boyunca Wallace, Avrupa ve Amerika kütüphanelerinden eğitim ve bilgi alarak, Hristiyanlığı sonsuza dek yok edecek bilgileri araştırdı. Yazmayı planladığı kitabının ikinci bölümündeyken ,birden kendini İsa'ya diz çökmüş halde ağlarak seslenir halde buldu :"Rabbim ve Tanrım."

Sağlam kanıtlar olmasından dolayı, İsa Mesih'in Tanrı'nın Oğlu olduğunu daha fazla inkar edemezdi. Sonra Lew Wallace Ben Hur isimli kitabı yazdı, Mesih'in zamanına ilişkin şu ana dek yazılmış en ünlü İngilizce romanlardan biridir.

Benzer olarak, sonraları C.S. Lewis isimli İngiltere'deki Oxford Universitesi'deki profesör, Mesih'in tanrılığını yıllarca reddeden bir Agnostik (bilinemezci) idi. Fakat o da, akılsal olarak dürüstçe, İsa'nın tanrısallığına ilişkin çok kanıtları incelemeleri sonucunda, İsa'yı Rabbi ve Kurtarıcısı olarak kabul etti.

 

RAB, YALANCI VEYA DELİ

Sadece Hristiyanlık isimli ünlü kitabında, Lewis şu açıklamayı yapar, "Bir insan, İsa'nın söyledikleri gibi şeyleri söyleyen kişi sadece büyük ahlaki bir insan olamaz. Deli olabilir - tıpkı kendisinin kaynamış yumurta olduğunu söyleyen bir adam gibi- veya Cehennemin şeytanı olabilir. Seçimizini yapmalısınız. Tanrı'nın Oğluydu veya Oğludur, çılgın biri veya daha da kötü biri diyebilirsiniz. O'nu bir aptal olarak değerlendirip bu konuyu kapatabilir veya O'nun ayaklarına kapanıp, Rab ve Tanrı'nız olarak seslenebilirsiniz. Fakat lütfen O'nun büyük bir öğretmen olduğunu ispatlamaya çalışmayalım. Çünkü bu özellik için bize açık kapı bırakmadı."

Nasıralı İsa sizin göre kimdir? Yaşamınız sonsuza dek bu soruya verdiğiniz yanıta göre belirlenecektir.

Diğer tüm dinler insanlar tarafından kuruldu ve insan filozoflara, kurallara ve ahlaki normlara dayalıdır. Bu dinlerin kurucularının disiplin ve tapınma yöntemlerini çıkarırsanız, dindeki değişim az olacaktır. Fakat Hristiyanlıktan İsa Mesih'i çıkarırsanız, ve geriye hiçbir şey kalmayacaktır. Kutsal Kitap Hristiyanlığı sadece yaşamın bir felsefesi değil, veya ahlaki standart veya dini ayinlere itaat değildir. Gerçek Hristiyanlık yaşayan, dirilmiş Kurtarıcı ve Rab ile hayati öneme sahip kişisel ilişkiye dayanır.

 

DİRİLMİŞ KURUCU

Nasıralı İsa çarmıha bir gerildi, ödünç alınmış bir mezara gömüldü, ve üç gün sonra ölümden dirildi; Hristiyanlık bu konuda tektir. Hristiyanlığın geçerliliğine ilişkin herhangi bir tartışma, Nasıralı İsa'nın dirilişine ilişkin kanıtların ispatına bağlıdır.

Yüzyıllar boyunca , en büyük Hristiyan ilahiyatçılar dirilişe ilişkin kanıtları incelediler,İsa'nın diri olduğuna inandılar ve İsa'nın hala diri olduğuna inanmaktalar. İncil yazarları tarafından dirilişe ilişkin kanıtları inceledikten sonra, Harvard Hukuk okulunda yasal sorunlar üzerine yetkili olan Simon Greenleaf şu sonuca vardı; "İsa'nın gerçekten ölümden dirilmemiş olduğuna diğer gerçekler kadar inanmamış olsalardı, anlatmış oldukları hikayelerin gerçekliğine inanmamaları mümkün olurdu."

İngiliz yasa konularında en büyük isimlerden biri olan John Singleton Copley'in yorumu: "Kanıtın ne olduğunu çok iyi biliyorum ve size diyorum ki, diriliş gibi bir kanıt hiçbir zaman inkar edilememiştir."

 

İNANMAK İÇİN NEDENLER

Diriliş Hristiyan imanın merkezidir. Dirilişi araştırıpta gerçek olduğunu keşfedenlerin nedenlerinin bazıları aşağıdakilerdir:

ÖNCEDEN BİLDİRİLDİ: İlk olarak, İsa'nın kendisi, kendi ölümü ve dirilişini önceden bildiri ve aynen söylediği gibi gerçekleşti. ( Luka 18:31-33)

BOŞ MEZAR: ikinci olarak, Boş mezara ilişkin en makul açıklama O'nun dirilişidir.İncil'deki yazıları dikkatlice okudukça, İsa'nın bedenini bulunduğu mezarın Romalı askerlerce dikkatlice korunduğunu ve büyük bir kaya parçası ile mühürlendiğini görürüz. Eğer, bazılarının iddia ettiği gibi İsa ölmemiş sadece güçsüzleşmiş olsaydı, İsa'nın mezardan kaçışını veya öğrencilerinin O'nu kurtarmaya yönelik girişimlerini Romalı askerler ve büyük kaya parçası durdurmaya yeterdi. İsa'nın düşmanları O'nun bedenini asla almazlardı çünkü O'nun bedenini mezardan kayıp olması demek İsa'nın dirildiğine ilişkin İsa'nın öğrencileri güçlendirirdi.

KİŞİSEL KARŞILAŞMA: Üçüncü, İsa'nın öğrencilerine görünmesi dirilişin tek açıklamasıdır. O'nun dirilişinden sonra, İsa en azından 10 kez kendisini tanıyanlara göründü ve bir kez aynı anda 500 kadar kişiye göründü. Rab bu görünmelerin bir halusinasyon olmadığını onlara gösterdi : Onlarla yemek yedi, konuştu ve onlar İsa'ya dokundular. ( 1 Yuhanna 1:1)

KİLİSENİN DOĞUŞU: Dördüncü, Kilisenin başlamasının tek açıklaması İsa'nın dirilişidir. Dünya tarihindeki şu ana dek varolan en büyük kurum Hristiyan kiliseleridir. Petrus'un verdiği ilk vaazın yarısından fazlası diriliş ile ilgiliydi. (
Elç.İşl. 2:14-36). Açıkçası, İlk kiliseler mesajlarının temelinin bu olduğunu biliyorlardı. İsa'nın düşmanları veya O'nun öğrencileri kilisenin büyümesini, İsa'nın cesedini ortaya çıkararak herhangi bir zaman durdurabilirlerdi.

DEĞİŞEN YAŞAMLAR: Beşinci, Elçilerin yaşamlarındaki değişimin tek mantıklı açıklaması İsa'nın dirilişidir. Dirilişten önce İsa'yı terkettiler; O'nun ölümünden sonra cesaretleri kırıldı ve korktular. İsa'nın ölümden dirileceğini beklemiyorlardı (
Luka 24:1-11).

O'nun dirilişinden sonra ve Pentekost deneyimininden sonra aynı bu cesaretsiz ve hayalkırıklığına uğramış kişiler, Mesih'in dirilişinin gücüyle değişime uğradılar. O'nun ismiyle, dünyayı alt üst ettiler. Birçoğu inançları uğruna öldürüldüler; diğerlerine ise zulm edildi. Cesaret davranışları, İsa Mesih'in gerçekten dirildiğine ilişkin inançlarını, onları ölüme dek taşıdı..

Üniversite dünyasında 40 yıldır aydın kişilerle beraberim, şu ana dek, Nasıralı İsa'nın dirilişi ve Tanrılığına ilişkin olağanüstü kanıtları görüpte, O'nun Tanrı'nın Oğlu,vaad edilen Mesih olduğunu inkar eden birine rastlamadım. Bazıları İsa'ya inanmalarını, dürüstçe şöyle itiraf ediyorlar :"Kutsal Kitabı okumak için zaman ayırmadım veya İsa'nın tarihsel gerçekleri üzerinde düşünmedim."

YAŞAYAN RAB :İsa'nın dirilişinden dolayı, O'nun izleyicileri sadece ölü bir kurucunun ahlaki prensiplerini kabul etmediler, fakar yaşayan Tanrı'yla kişisel ve hayati ilişkiye sahip oldular. İsa Mesih bugün, kendine güvenen ve itaat eden herkesi sadık bir şekilde bereketlemekte, zenginleştirmekte ve yaşamaktadır. Yüzyıllar boyunca, dünyada büyük etkileri olanlarla beraber herkes İsa Mesih'in değerini tanıdı ve kabul etti.

Fransız fizikçi ve filozof Blaise Pascal,insanın İsa'ya olan ihtiyacını şöyle belirti: "Her insanın yüreğinde Tanrı tarafında yaratılmış ve yalnızca Tanrı'nın Kendi Oğlu İsa Mesih ile doldurabileceği bir boşluk vardır."

1. Peygamberlikler

 

Aslında bu kanıtlar, burada ayrıntılı olarak söz edemeyeceğimiz kadar çoktur. Kutsal Kitap’ta Mesih’in çarmıhtaki kurtulmalık ölümüne ilişkin, tamamı gerçekleşmiş, birçok peygamberlik bulunmaktadır.

 

Peygamberlik: (Otuz Gümüşe Satılıyor) “Onlara, ‘Eğer hoşunuza gidiyorsa, ücretimi verin’ dedim... Ücretim olarak otuz gümüş tarttılar.” (Zekarya 11:12)
Gerçekleşmesi: “O sırada Onikilerden biri, adı Yahuda İskariyot olanı, Başkâhinlere giderek, ‘O’nu, ele verirsem, bana ne verirsiniz?’ dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler.” (Matta 26:14,15)

 

Peygamberlik: (Pahası ile Çömlekçi Denen Tarla Satın Alınıyor) “Rab bana, ‘O’nu, bana paha biçtikleri o yüklü parayı çömlekçiye at’ dedi. Otuz parça gümüşü aldım ve Rabb’in evinde çömlekçiye attım.” (Zekerya 11:13)
Gerçekleşmesi: “İsa’yı ele veren Yahuda, O’nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. Otuz gümüş parayı Başkâhinlere ve ihtiyarlara geri götürdü. ‘Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim’ dedi. Onlar ise, ‘Bundan bize ne? Onu sen düşün’ dediler. Yahuda, paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı. Paraları toplayan Başkâhinler, ‘Kan pahası olan bu paraları tapınak hazinesine koymak doğru olmaz’ dediler. Kendi aralarında anlaşarak, bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere Çömlekçi Tarlası’nı satın aldılar.” (Matta 27:37)

 

Peygamberlik: (İşkence Görüp Çarmıha Geriliyor) “Köpekler çevremi kuşattı, kötüler takımı etrafımı sardılar, ellerimi, ayaklarımı deldiler. Bütün kemiklerimi sayabilirim. Onlar bakıyorlar, gözlerini bana dikiyorlar.” (Mezmur 22:16,17)
Gerçekleşmesi: “Askerler İsa’yı, Pretoryum denilen vali konağına götürüp tüm taburu topladılar. O’na mor renkte bir giysi giydirdiler. Dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler. ‘Selâm, Ey Yahudilerin Kralı!’ diyerek O’nu selâmlamaya başladılar. Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı. O’nunla böyle alay ettikten sonra mor giysiyi üzerinden çıkarıp O’na yine kendi giysilerini giydirdiler ve çarmıha germek üzere O’nu dışarı götürdüler.” (Markos 15:1620)

 

Peygamberlik: (Yaralarla Bitkin Düşüyor) “Günahlarımızdan ötürü yaralandı, kötülüklerimizden dolayı zedelendi; esenliğimiz için olan ceza O’nun üzerine indi. O’nun bereleri ile şifa bulduk.” (İşaya 53:5)
“Çiftçiler sırtımda saban sürdüler.” (Mezmur 129:3)
Gerçekleşmesi: “İsa’yı göz altında tutan adamlar O’nunla alay ediyor, O’nu dövüyorlardı. Gözlerini bağlayıp ‘Peygamberliğini göster bakalım, sana vuran kim?’ diye soruyorlardı.” (Luka 22:63,64)

 

Peygamberlik: (Acıları Uysalca Kabulleniyor) “O’na kötü davrandılar; ama O alçaldı, ağzını açmadı. Boğazlanmaya götürülen kuzu gibi, kırkıcılar önünde dilsiz duran koyun gibi ağzını açmadı.” (İşaya 53:7)
Gerçekleşmesi: “Kendisine sövüldüğü zaman sövgüyle karşılık vermedi. Acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi. Davasını, adaletle yargılayan Tanrı’ya bıraktı... günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi....” (1. Petrus 2:23,24)

 

Peygamberlik: (Dövülüyor, Yüzüne Tükürülüyor) “Vuranlara sırtımı, saç yolanlara yanaklarımı verdim; yüzümü utançtan ve tükürükten gizlemedim.” (İşaya 50:6)
Gerçekleşmesi: “Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı... Bunun üzerine İsa’nın yüzüne tükürüp O’nu yumrukladılar. ” (Markos 15:19, Matta 26:67)

 

Peygamberlik: (Alay Ediliyor) “Beni görenlerin hepsi alay ediyor, sırıtıp baş sallayarak, ‘Rabb’e dayandı, O’nu azat etsin. Madem O’ndan hoşlanıyor, O’nu kurtarsın’ diyorlar.” (Mezmur 22:7,8)
Gerçekleşmesi: “Oradan geçenler, başlarını sallayıp İsa’ya sövüyorlar... Başkâhinler, din bilginleri ve ihtiyarlar da aynı şekilde O’nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor’ diyorlardı...” (Matta 27:3942)

 

Peygamberlik: (Baba’nın Kendisini Bırakmasına Şaşırıyor) “Allah’ım, Allah’ım! Beni niçin bıraktın? İniltimin sözlerinden niçin uzaktasın?” (Mezmur 22:1)
Gerçekleşmesi: “Saat üçe doğru İsa yüksek sesle, ‘Tanrı’m, Tanrı’m! Beni niçin terk ettin?’ diye bağırdı.” (Matta 27:46)

 

Peygamberlik: (İçmesi İçin Sirke Veriliyor) “Yiyecek yerine bana öd verdiler, susuzluğumda sirke içirdiler.” (Mezmur 69:21)
Gerçekleşmesi: “Daha sonra İsa, her şeyin artık tamamlandığını bilerek Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için ‘Susadım’ dedi. Orada sirke dolu bir kap vardı. Sirkeye batırılmış bir süngeri, zufa dalına takarak O’nun ağzına uzattılar.” (Yuhanna 19:28,29)

 

Peygamberlik: (Askerler Kura ile Giysilerini Bölüşüyorlar) “Giysilerimi aralarında bölüşüyorlar, elbiseme de kura atıyorlar.” (Mezmur 22:18)
Gerçekleşmesi: “Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra O’nun giysilerini aldılar. Her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar; mintan boydan boya dikişsiz bir dokumaydı. Birbirlerine, ‘Bunu yırtmayalım’ dediler, ‘...kimin olacak diye kura çekelim...’” (Yuhanna 19:23,24)

 

Peygamberlik: (Kemikleri Kırılmadı) “Tüm kemiklerini korur, onlardan hiçbiri kırılmaz.” (Mezmur 34:20)
Gerçekleşmesi: “Bunun üzerine askerler gidip birinci adamın, sonra da İsa’yla birlikte çarmıha gerilmiş olan öteki adamın bacaklarını kırdılar. İsa’ya gelince, O’nun ölmüş olduğunu gördüler. Onun için bacaklarını kırmadılar.” (Yuhanna 19:32,33)

 

Peygamberlik: (Mızrak ile Deliniyor) “...O’na, bedenini deldikleri adama bakacaklar ve biricik oğlu için dövünen gibi dövünecekler, ilk oğlu için acı çeken gibi acı çekecekler.” (Zekerya 12:10)
Gerçekleşmesi: “Ama askerlerden biri, O’nun böğrünü mızrakla deldi. Böğründen hemen kan ve su aktı.” (Yuhanna 19:34)

 

Peygamberlik: (Kötülerin Arasında Ölüyor, Ölümünde Ağırlanıyor) “...Kabrini kötülerin yanında yaptılar, ölümünde zengin adamla beraberdi.” (İşaya 53:9)
Gerçekleşmesi: “İsa’yla birlikte biri sağında, öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi... Akşama doğru Yusuf adında zengin bir Aramatyalı geldi... Pilatus’a gidip İsa’nın cesedini istedi... Yusuf cesedi aldı, temiz bir keten beze sardı, kayaya oydurmuş olduğu kendi yeni mezarına yatırdı.” (Matta 27:38, 5760)

 

2. Mesih’in Açıklamaları


Mesih, öğrencilerine birçok vesile ile çarmıhtaki “Kurtarma” işinin ölmesini gerektirdiğini açıkladı. O’nun bu konudaki en kesin duyurusunu, ele verildiği gece öğrencilerine yaptığı veda konuşmasında görüyoruz. Aşağıda, Mesih’in Kurtulmalık ölümüne ilişkin, kendi açıklamalarını aktarıyoruz.

“Bundan sonra İsa, kendisinin Kudüs’e gitmesi, ihtiyarlar, Başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.” (Matta 16:21)

“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, ‘İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek; ama üçüncü gün dirilecek.’ dedi.” (Matta 17:22)

“İsa, bütün bunları anlattıktan sonra öğrencilerine şöyle dedi: ‘Biliyorsunuz, iki gün sonra Fısıh bayramıdır ve İnsanoğlu çarmıha gerilmek üzere ele verilecek.’” (Matta 26:1,2)

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, İhtiyarlar, Başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.” (Markos 8:31)

“Öğrencilerine ders verirken şöyle diyordu: ‘İnsanoğlu insanların ellerine teslim edilecek ve öldürülecek; ama öldürüldükten üç gün sonra dirilecek.’” (Markos 9:31)

“...İnsanoğlu, Başkâhinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek. Onlar da, O’nu ölüm cezasına çarptıracak ve diğer uluslara teslim edecekler. O’nunla alay edecek, üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki O, üç gün sonra da dirilecek.” (Markos 10:3334)

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, İhtiyarlar, Başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektir.” (Luka 9:22)

“Musa, çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu’nun da öylece yukarı kaldırılması gerekir. Öyle ki, O’na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun.” (Yuhanna 3:14,15)

 

3. Elçilerin Tanıklığı

 

İncil’in “Elçilerin İşleri” bölümü ile Elçilerin diğer mektuplarını okuyan kişi, Elçilerin tüm dünyada müjdeledikleri öğretilerin, dünyanın günahı için çarmıha gerilen İsa temeline oturtulduğunu görür. Aşağıda, bizlere öğretmek amacıyla Kutsal Ruh’tan esinlenerek yazmış olan Elçilerin sözlerinden bazı alıntılar okuyacaksınız.

Petrus, Yahudilere şöyle dedi: “...Nasıralı İsa, ...Tanrı’nın önceden belirlenmiş amacı ve ön bilgisi uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz.” (Elçilerin İşleri 2:22,23)

Pavlus: “... Bilgece sözler söylüyoruz; ama bu bilgelik, ne şimdiki çağın, ne de bu çağın gelip geçici önderlerinin bilgeliğidir. Biz, Tanrı’nın gizli saklı kalmış bilgeliğinden söz ediyoruz. Tanrı’nın, zamanın başlangıcından önce bizim yüceliğimiz için belirlediği bu bilgeliği bu çağın önderlerinden hiçbiri anlamadı. Anlasalardı, yüce Rabb’i çarmıha germezlerdi.” (1.Korintliler 2:68)

Elçi Yuhanna: “Ama kendisi ışıkta olduğu gibi biz de ışıkta yürürsek, birbirimizle paylaşmamız olur...” (1. Yuhanna 1:7)
Ayrıca şu ayetleri okuyunuz: Elçilerin İşleri 2:36, Romalılara 6:5,6, 1.Korintliler 1:17,18, 22:24, 2.Korintliler 13:3,4, Galatyalılar 3:13, Filipililere 2:58, İbranîlere 12:2.


4. Mesih’in Ölümüne Rastlayan Olağanüstü Olaylar


Matta, İsa ruhunu teslim ettiğinde güneşin karardığını, tapınak perdesinin yukardan aşağıya ikiye yarıldığını, yeryüzünün sarsılıp kabirlerin açıldığını bildirmektedir. (Bk. Matta 27:5054)

Doğada meydana gelen şeyler insanı dehşete düşürecek kadar olağanüstü idi. Öyle ki, İsa’yı idam etmekle yükümlü Yüzbaşı ve yanındakiler neye uğradıklarını şaşırmışlar, çarmıha gerilene imanla, “Bu gerçekten Allah’ın Oğlu. Çünkü bu benzeri olmayan olay, hiçbir insanın ölümünde görülmemiştir” demişlerdi.

 

5. Mesih’in Dirilişi

 

Bu olağanüstü olay, Rab İsa’nın Ferisiler ve din bilginlerine söylediği söze uygun olarak gerçekleşti: “Bu tapınağı yıkın, üçüncü gün kurayım.” Gerçekten de üçüncü günün şafağında ayetlerin ayeti, en büyük mucize gerçekleşti: Yüceliğin Rabb’i ölülerin arasından dirildi. Bu inanılmaz olayı, bizzat gök duyurdu. Şafaktan biraz önce büyük bir sarsıntı oldu. Rabb’in meleği gökten inmiş, kabrin kapısındaki iri kayayı yuvarlamıştı. Görünüşü şimşek benzerliğindeydi. Pilatus’un buyruğu gereği kabri gözetlemekle yükümlü bekçiler, aslında Başkâhinlerin isteği üzerine konulmuştu. Çünkü onlar, İsa’nın öğrencilerinin, cesedini çalıp saklamaya, sonra da dirildiğini duyurmaya niyetli olduklarını yayıyorlardı.

O şanlı sabah bir grup kadın, yanlarında baharat olduğu halde, son görevlerini yerine getirmek üzere İsa’nın cesedini yağlamak için kabre geldiler. Kabre ilk ulaşan Mecdelli Meryem ile Yakup’un annesi Meryem idi. Kabrin ağzına konmuş olan kayayı yuvarlanmış, içerisini ise boş bulunca dehşete kapıldılar. Daha bunun şaşkınlığından kurtulamadan Rabb’in meleği karşılarına çıktı. Onlara, “...Korkmayın’ dedi, ‘Çarmıha gerilmiş olan İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada yok, söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O’nun yattığı yeri görün. Hemen O’nun öğrencilerine gidip şöyle deyin: İsa ölümden dirildi...’” (Matta 28:17)

“Ansızın İsa onların karşısına çıktı, ‘Selâm size!’ dedi. Onlar da yaklaşıp İsa’nın ayaklarına sarıldılar, O’na tapınmaya başladılar. O zaman İsa onlara, ‘Korkmayın!’ dedi. ‘Gidip kardeşlerime haber verin, Celile’ye gitsinler. Beni orada görecekler.’” (Matta 28:9,10)

İşte İncil’de tanrı esinlemesiyle yazılmış olan diriliş olayı böyledir. Tanrı sözünü kabul eden kişi bunu inkâr edemez. Bunu inkâra kalkışan kişi ise Allah’ın, meleklerin ve İsa’nın hep birlikte insanları aldatmak için işbirliği yaptıklarını öne sürmüş olur.

 

6. Tarihin Tanıklığı


Mesih’in çarmıh üzerindeki ölümü gerek putperest, gerekse Yahudi tarihçilerce desteklenmiştir.

1. Putperest Tacitos (M.S. 55): Bu tarihçi eserlerinde, Mesih’in çarmıha gerilmesi ve çektiği acılarla ilgili bölümlere yer vermiştir.

2. Josephos: Çarmıha gerilmeden birkaç yıl sonra doğan bu Yahudi tarihçi, ulusunun tarihini anlattığı yirmi ciltlik eserinde Mesih’in Pilatus’un buyruğu ile çarmıha gerilmesinden ayrıntıyla söz eder.

3. Yunanlı Lucien (M.S. 100): Önde gelen Yunan tarihçilerindendir. İsa’nın ölümü ve Mesih İnanlıları üzerine eserler yazdı. Epikürcülerin mezhebinden olduğu için ne Mesih İmanlıları’nın imanlarını, ne de her zaman Mesih uğrunda ölmeye hazır olduklarını anlayabildi. Yazılarında, Mesih İmanlıları’nın ruhun ölümsüzlüğüne olan inançları ve göğe karşı özlemleriyle alay edip onları, şu içinde bulunduğumuz anı bırakıp ölüm sonrası işlerle ilgilenen aldatılmış bir topluluk olarak kabul etti. Eserlerinde Mesih hakkında geçen en dikkate değer cümle şudur: “Mesih İmanlıları hâlâ, dünyaya yeni bir din getirdiği için Filistin’de çarmıha gerilen o büyük adama tapıyorlar.”

 

7. Vali Pilatus’un Tanıklığı


Bu zalim, Mesih’in çarmıha gerilmesi, defni ve dirilişine ilişkin ayrıntılı bir raporu Kayzer Tiberius’a gönderdi. Roma kayıtlarında korunan bu rapor, Mesih İmanlısı bilgin Tertullian’in Mesih İmanlıları için yaptığı ünlü savunmasında dayandığı belgelerden biridir.

 

8. Çarmıh Simgesi


Bu, kimsenin inkâr edemeyeceği somut bir kanıttır. Nasıl Yahudilerin altı köşeli yıldızı, Müslümanların hilâli gibi her dinin bir simgesi varsa, Çarmıh da Mesih İnancı’nın en eski çağlarından beri bilindi. Eski Mesih İmanlıları onu ölülerinin türbelerine, işkence döneminde toplandıkları galerilere işlemişlerdir.

 

9. Tevatürün (Zincirleme Haber) Tanıklığı


Mesih İmanlıları’nın yaşantılarında, İsa’nın çarmıh üzerindeki ölümünü anımsatan “Rabb’in Sofrası” ibadeti, aradaki zaman farkına rağmen İsa’nın çarmıha gerilerek öldüğüne ilişkin canlı bir tanıktır.

Gerçekten de ele verildiği gece bizzat İsa’nın gösterip “Kurtulmalık” ölümünü anmaları için öğrencilerine yapmalarını emrettiği bu ibadet çürütülmesi olanaksız güçlü bir kanıttır. Elçiler bu ibadeti yerine getirmişler ve baştan itibaren, Pavlus’un dediği gibi, Kiliseye bırakmışlardır: “Size ilettiğimi ben Rab’den öğrendim. Ele verildiği gece Rab İsa, eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: ‘Bu sizin uğrunuza feda edilen benim bedenimdir; beni anmak için böyle yapın.’ Aynı şekilde, yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: ‘Bu kâse, benim kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Bunu her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın...’” (1. Korintliler 11:2326)


10. Talmud’un Tanıklığı


Kalın kalın ciltler halinde derlenmiş olup her araştırıcının inceleyebildiği Talmud, bilindiği üzere, Yahudiler için kutsal bir kitaptır. Bu kitabın 1943 Amsterdam baskısının 42. sayfasında şunları okuyoruz: “İsa Fısıh’tan bir gün önce çarmıha gerildi. Kırk gün boyunca öldürüleceği duyuruldu. Çünkü O bir sihirbazdı, İsrail’i aldatıp saptırmayı amaçlamıştı. Birinin kendisini savunmasını istedi. Kimse çıkmayınca Fısıh akşamı çarmıha gerildi. O’nu savunma cüretini kim gösterebilirdi? O, bozguncunun biri değil miydi? Peygamberlerde şöyle denilmiştir: ‘Böylesini dinlemeyeceksin, gözün ona acımayacak, onu gizlemeyeceksin. Fakat onu mutlaka öldüreceksin.’” (Tesniye 13:8,9)

Bu, özellikle şu günlerde çokça duyduğumuz bir sorudur. En açık yanıt ise, İman Yasası’nda bulunuyor: “O, biz insanlık için, kurtuluşumuz için gökten indi, kız oğlan kız Meryem’den Kutsal Ruh ile doğdu ve bedene girdi. Pontiyus Pilatus zamanında bizlerin yerine çarmıha gerildi. Acılar çekti ve gömüldü. Üçüncü gün dirilip göğe çıktı.”

Aşağıda, Mesih’in çarmıh üzerindeki Kurtulmalık ölümünün gerekliliğini gösteren kanıtlar sıralanmıştır.

1. Kurtuluşa Olan Gereksinim: Kuşkusuz, Kurtuluş tüm insanlığın gereksinimidir. Günah, insan türünün ayrılmaz bir parçasıdır. “Çünkü, herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılara 3:23)
“Hepimiz koyunlar gibi yolu şaşırdık, her birimiz kendi yoluna döndü. Rab, hepimizin kötülüğünü O’nun üzerine koydu.” (İşaya 53:6) “Günah işlemedik dersek, O’nu yalancı durumuna düşürmüş oluruz ve O’nun sözü içimizde olamaz.” (1. Yuhanna 1:10)

Gerçekten de her insan kendiliğinden, tövbenin geçmiş günahlarını silemeyeceğini, af için daha etkin bir yolun bulunması gerektiğini hisseder ki, bu yol “Kurtulmalık”tır. Başka türlü, hemen her dinde varolan, eski zamanlardan beri bilinen kurbanı nasıl açıklayabiliriz? Kurbanın ilkesel anlamı, suçlu insanın günahlarının silinmesine duyduğu ihtiyaca uygun değil midir?

2. Aklî Delil: Herkes Tanrı’nın kutsal, insanın ise kötü ve günahlı olduğunu kabul eder. Günah, Tanrı’nın kendi öz biçiminde yarattığı insanı alçaltıcı bir şey olduğu için Tanrı’nın yargısına lâyıktır. Günahlının boynundaki hüküm geçersiz kılınmadıkça, arıtılması mümkün değildir. İtaat çizgisine dönmekten başka bir şey olmayan tövbe, işte bu arzulanan “aklanmayı” sağlayamamaktadır. Aksi takdirde, Tanrısal adaletin ne değeri olurdu?

3. Kurtulmalık ile Şeriat Arasındaki Uyum: Tanrı’nın Şeriati, hakkından ve yargısından vazgeçmez: “Günahın karşılığı ölümdür.” Bir başka deyişle, Şeriat, caniye kısas istemektedir. Kısas ilkesini taşımayan bir şeriat kabul edilemez.


Benzetme yapacak olursak, şeriat savcı durumundadır. Savcı, suçluya kısas istemekten asla geri kalmayacaktır. Aksi halde, adaletin bekçisi olarak kendini lekeler. Kısaca, Tanrı’nın Şeriati suçluya kısas, diğer bir ifadeyle, günahlarına karşılık kurtulmalık istemektedir. İşte burada, gönülden şükretmeliyiz. Çünkü, Mesih bu kurtulmalığı insanın yerine sunmuştur. Dolayısıyla O’na her iman eden kurtulur, günahları için bağış kazanır. Ne mutlu insanlığa! Çünkü Mesih’in sağladığı Kurtulmalık geniş kapsamlıdır. Öyle ki hiç kimse, “Mesih benim için ölmedi” diyemez. “...Çoğunun suçunu da O taşıdı, günahlılar için şefaat etti.” (İşaya 53:12) “Oğul olduğu halde, çektiği acılardan söz dinlemeyi öğrendi. Yetkin kılınmış olarak Tanrı tarafından... sözünü dinleyenlerin hepsi için sonsuz kurtuluş kaynağı olmuştur.” (İbranîler 5:810)

4. Kurtulmalık ile İnsanın Manevî Gereksinimi Arasındaki Uyum: Bilindiği gibi her insanın, adalet ve Kutsallığın yüceliğini değerlendirebilecek bir vicdanı, manevî yanı vardır. Eğer suçunu kabullenir de, ona karşı kurtulmalık bulamazsa ruhsal bir sıkıntıya, duygusal bir gerilime girer. Ruhsal sefaletine, günahla dolu yaşantısına karşın, insanda vicdanın varolduğu, iyiyi kötüden ayıran ruhsal bir gücün yaşadığı da kabul edilen bir gerçektir. Bu güç, Tanrısal gücün yankısından başka bir şey değildir. Ancak bu güç, önemine karşın insanı yargıdan kurtaramaz.


Onun karşı koyuşu, itirazı insandaki kötülüğü etkileyebilir; ama kesinlikle onu aklayamaz. Kala kala şeriat kalıyor; ama bu noktada o da yetersiz. “Şeriat” diyor Pavlus, “bizi Mesih’e götürür.”


Suçluluk duygusu, vicdan yargısının sesi, günahlarımızı yok edecek bir barış aracısının gerekli olduğunu bize söyler. Ancak bu gerçekle yüz yüze geldiklerinde birçokları, iyi işlerin Tanrı’nın merhametini sağlayabileceğini umarak vicdan sorununu kişisel çabalarla çözümlemeye uğraşırlar. Bu gibilerin kısas yargısını ihmal edip “merhamet” umuduna sığındıklarını görürsün.

5. Tanrı’nın Kurtulmalık Planı: Kurtulmalığa gerek olmasaydı, Tanrı onu kesinlikle planlamazdı. Mesih, “İnsanoğlu” dedi, “hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye (kurtulmalık) olarak vermeye geldi.” (Matta 20:28) “Çünkü, Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.” (Yuhanna 3:16) Elçi Pavlus da şöyle diyor: “Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlu’nu gönderdi.” (Galatyalılara 4:4)

Bu yüce ayetlerin ışığında, Tanrı’nın insana merhametle dolu inanılmaz bir sevgi beslediğini görüyoruz. İşte İsa, varlığında somutlaşan bu olağanüstü sevgiyi, tüm insanlık, “Tanrı’nın yalnızca Kutsal ve Adil değil, aynı zamanda Sevgi olduğunu da bilsin” diye çarmıhta gerçekleştirdiği Kurtulmalık işi ile dile getirdi.

Kurban Mesih, günahlının vicdanına gerçek sevgiyi gösterir. Bu sevgi, kişiyi çarmıha, Tanrı’nın Sevgi olduğunu gösteren biricik aracıya bağlar.

Değerli okuyucu! Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, çığırtkanlar her köşeyi kapmış.

 

“İşte yeni bir düzen! Gelin ona uyalım!”
“İşte yeni kardeşlik! Haydi kabul edin!”
“Ellerimizi dayanışma için uzatıyoruz!”


Ama Mesih’in çarmıhı olmadan, tüm bu çağrılar boşunadır. O’nun çarmıhı olmaksızın, yeni sistemler fiyasko, yeni kardeşlik yalan, yardım için uzanan eller silâhlıdır. Bu çağ insanının hatası, çarmıha tıpkı eski Yahudiler, Yunanlılar gibi bakması, onu bilgisizlik, zayıflık, alçaklık, lânet ve takoz olarak görmesidir. O, bu yanlış değerlendirmesi yüzünden asıl yükselmesi gereken feryadı unutmuştur: “İşte dünyanın günahını taşıyacak Tanrı Kuzusu!”


“Doğruluk bir ulusu yüceltir; fakat günah uluslar için
utançtır.” (Süleyman’ın Meselleri 14:34)